Kıvılcım'dan Alev'e...
Fatma Çinay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatma Çinay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2012 Pazartesi

KUANTUM ve PARALEL EVREN (QUANTUM AND PARELEL UNIVERSIS)



KUATUM TEOREMİ
Basit bir şekilde açıklayacak olursak; bir perde düzeneği kurulup önüne tek yarıklı bir engel konulduğunda, ve bilyeler gönderdiğimizde perde üzerinde tek bir şerit izi oluşur. 

Buna karşılık olarak çift yarık kullanıp, yine bilyeler fırlattığımızda ise, çift şerit izi oluşmaktadır. 
Buna karşılık olarak aynı deney sudaki dalgalarla yapılmaktadır. Bilye göndermek yerine gönderilen dalgalar tek yarıkta yine bir saçak görüntüsü oluşturur. 

Aynı dalgalar çift yarık engeline rastladığındaysa bir girişim deseni oluşturur. Dalgaların tepe ve çukurlarının çarpışmasıyla aydınlık ve karanlık saçaklar yani şeritler oluşuyor.
Bunların dışında aynı yarıklardan elektron gönderiliyor. Yine tek yarık deneyi yapılıyor ve tek yarıklı engel üzerinde elektronlar bombardıman ediliyor ve perde üzerinde tek bir şerit izi gözleniyor.

Diğer yandan aynı elektronlar çift yarık üzerine gönderiliyor. Elektronlar parçalanmayan maddeler olduğundan, bilye gibi davranması bekleniyordu. Ancak elektronlar su dalgaları gibi davrandı. Yani çok saçak oluşturdu. Aydınlık ve karanlık olmak üzere şeritler oluştu. 

Bu olayın bir açıklanması bulunamayınca, elektronlar tek tek gönderilerek deney tekrarlandı. Ancak yine çoklu şeritler meydana geldi. Bunu anlamlandırmak için bir gözlemci koyularak deney tekrar yapıldı. Ama göz koyulduğunda düzenekte iki tane şerit meydana geldi. Gözlemciden etkilenen düzeneğe bir açıklama bunamadı. Sanki elektronlar hem tüm yarıklardan geçiyor hem de geçmiyordu.  Bunun için Quantum Mekaniği buna yanıt bulamayıp, eksik kalmıştır.



yukarıdaki deneyde(young deneyi) meydana gelen olaylar eşiğinde elektronların aynı zamanda hem var hem yok olabileceği düşünülürken değişik teoriler ortaya atılarak, Albert Einstein’ ın  yarım kalan Her şey Teoremi ile ilişkilendirilmeye çalışıldı.

PARALEL EVRENLER
Evrenin nasıl oluştuğundan bahsedecek olursak, big bang sonrası kazara meydana geldik kavramı en yakın seçenek. Evrenin oluşumundan 4,5 milyar yıl sonra canlılar meydana geldiği düşüncesi savunuluyor. Bunun yanı sıra mükemmel evrenimiz kazara oluşması için fazla zor algılanıyor. Ancak son günlerde gelişen bilimle, birden fazla evren olduğu tartışılıyor bu da bu oluşumu mümkün kılıyor.

 Buradan yola çıkılarak da paralel evren teorisi meydana geliyor. Paralel evrenlere göre insanların orda bir kopyaları ve farklı bir Dünya’dır. Diğer evrenler de herkesin bir kopyası olabilir ve farklı bir yaşam sürüyorlar olabilir. Farklı evren sayısı belki de sonsuz olarak düşünülmenin yanı sıra 5 yada 11 gibi sayılarda evren olduğu tartışılıyor.

Paralel evrenler birbirine çok yakın durumdadır. Ancak bunu görmek mümkün değildir. Çünkü farklı bir boyuttadır. Bu farklı boyuta geçmek için öne sürülen bir yöntem cosmic yoğunlaştırması.
Henüz teori açısında olan bu bilgiler ve deneyler anlaşılması zor ve ulaşılması zor görünülsede belki ilerde mümkün olacak planlardır…


Saygılarımla;
Fatma Çinay








11 Mayıs 2012 Cuma

MPS’İN İNSANSIZ ÜRETİMDEKİ YERİ YAZI DİZİSİ (2)






2-Test Station (Test İstasyonu)
  Test istasyonu ne yapar?       
Test istasyonu  parçaların çeşitli özelliklerini algılar. Bu bir optik sensör yardımıyla ve bir kapasitif sensör ile sağlanır. Böylece iş parçalarını ayırır. Bir sensör doğrusal bir silindir üzerinden önce çalışma alanın boş olup olmadığını izler. Bir analog sensör, iş parçasının yüksekliği ölçer. Sağlam ve arızalı parçaları ayıran istasyon, sağlam parçaları üst kızağa arızalı olanları da alt kızağa gönderir.
 Bu istasyonda bir adet basınç ölçer, bir adet asansör yani çift etkili silindir(piston), 2 adet kızak, sensör ayar konsolu, valf ve konektör vardır. Ek olarak ön panel ve PLC yer alır.



3- Handling Station(Taşıma İstasyonu)

Taşıma İstasyonu Ne yapar?
Bir optik sensör ile parçanın varlığı algılanır ve pnömatik bir tutucu ile parçalar alınır. Tutucu parçanın siyah ya da siyah farklı olduğunu algılar ve birbirinden ayırır. Bu ölçüte göre farklı kızaklara iletir. Eğer bu istasyon farklı istasyonlarla birleştirilirse başka bir istasyona aktarılabilir.
Handling station da yine bir basınç ölçer, bir taşıma kolu(bu çift etkili silindirle sağlanır), tutucu kolda bir adet tek etkili tutma kolu vardır(Kolun ucundaki el ise çift etkilidir) ,2 adet kızak,parçanın varlığı algılayan optik sensör, valf ve konektör den oluşur. Yine bir ön panel ve arkasında bir siemens S 7-300  PLC yer alır.



4- Final Sorting Station(Final Sıralama İstasyonu)

sorting istasyonu ne yapar?
Bu istasyon üç çeşit parçayı sıralar. Bir sensör ile parçanın siyah, kırmızı veya metal olup olmadığını algılar.
Örneğin; siyah ise 1. Kızağın, kırmızı ise 2. Kızağın, metal ise 3. Kızağa düşer.
Bu istasyonda ek olarak bir bant sistemi vardır.3 kızak ve kızakların kapakları vardır.



5-Robot Station ( Robot İstasyonu)


Robot istasyonu Ne Yapar?
Parçaların nakliyesi ve montajında kullanılır. Robotun tutucusu parçanın siyah yada olmadığını algılar. Burdaki robotun modeli RV-2SDB dir. Festo robotudur.
Buradaki sistem ise  robot kol, 2 adet magazin, 1 kızak,valf ve konektörden meydana gelmiştir. Ön panel yerine robot kontrol ünitesi yerleştirilmiştir.


Saygılarımla 

Fatma Çinay

7 Mayıs 2012 Pazartesi

MPS’İN İNSANSIZ ÜRETİMDEKİ YERİ YAZI DİZİSİ (1)


      Bugünlerde otomasyon çağındayız. Her işletmenin sağlam bir şekilde verimli, mali açıdan etkin ve esnek olması gerekir. İmalat ve işletme endüstrisinde bu durum, endüstriyel kontrol sistemlerine olan talebin artmasıyla önem kazanmıştır. Çünkü otomatik kontrol sistemleri hız, güvenlik, kullanım esnekliği, ürün kalitesi ve personel sayısı bakımından işletmelere çeşitli avantajlar sağlamaktadır.

     Endüstriyel  Otomasyon  ; istenilen üretimi insansız yada çok az insan müdahalesi ile gerçekleştirilebilmek adına tasarlanan eğitim amaçlı ünitelerdir.  Bu üretimi sağlamak için de, artık röleli sistemler yerine PLC*(Programmer Logical Controller) kullanılmaktadır.

MPS ( Modüler Production System)üniteleri Endüstriyel Otomasyon eğitimine yönelik tasarlanmıştır.

MPS üniteleri ; Pnömatik, Hidrolik, Aktuatörler, Elektrik ve Elektronik, Sensör Teknolojisi, Manipülasyon  Sistemleri, Vakum Teknolojisi, Emniyet ve Tahrik Sistemleri, Endüstriyel İletişim, Ölçme ve Analog Teknolojisi, SCADA(Supervisory Control And Data Acqursition) Endüstriyel Robotic ve Servo Teknolojisi gibi bütün alanları içermektedir.

     MPS ünitelerinin kurulması, çalıştırılması ve arızaların giderilmesini öğrenmek, neredeyse bütün alanlarda başarıyı getirecektir.


 FESTO** şirketinin ürettiği MPS lere değinelim ;


FESTO şirketi mekatronik dalında Alman tabanlı bir şirket olup,
·        - Tuzla
·         -Adana
·         -Ankara
·         -Bursa
·         -Eskişehir
·         -İkitelli
·         -İzmir
·        - Konya’ da ofisleri bulunmaktadır. 
      
       FESTO  şirketi MPS’leri
Birden fazla ünite vardır bunlar birleşerek bir fabrika modeli oluşturur. Bir kaçına birlikte bakalım;

      1-      Distributing  Station(Dağıtma İstasyonu)
         Dağıtma istasyonu; ileri geri çalışan bir motor(döner kol), itme pistonu(tek etkili silindir), iş magazini(depolayıcı), basınç ölçer,anolog kontrol edilebilir valf ve konektör den oluşan üst tabana sinyal kabloları ve pnömatik hortumlarla bağlantı sağlanır. Kablolar kablo kanalı ile muhafaza edilir. Ön panelde ise start stop butonu, iki adet sinyal lambası ve manuel automatik seçimli anahtar yer almaktadır. Tüm bunları kullanabilmek içinde ön panelin arkasında bir adet PLC bulunmaktadır.


--------------------------------------------------------------------------
     * PLC :         PLC’ li denetim de sayısal olarak çalışan bir elektronik sistem, endüstriyel çevre koşullarında sağlanmıştır. Bu elektronik sistem sayısal veya analog giriş, çıkış modülleri sayesinde makine veya işlemlerin birçok tipini kontrol eder. Bu amaçla lojik sıralama, sayma, veri işleme karşılaştırma ve aritmetik işlemler gibi fonksiyonları programlama desteğiyle girişleri değerlendirip çıkışları atayan, bellek giriş çıkış, CPU ve programlayıcı bölümlerden oluşan entegre bir cihazdır.

        PLC(Programmable Logic Controller), otomasyon devrelerinde yardımcı röleler zaman röleleri, sayıcılar gibi kumanda elemanlarının yerine kullanılan mikroişlemci temelli cihazlardır. Bu cihazlarda zamanlama, sayma, sıralama ve her türlü kombinasyonel ve ardışık işlemler yazılımla gerçekleştirilebilir.

NEDEN PLC?
Ø  Daha kolay ve güvenilirdirler.
Ø  Daha az yer tutar ve daha az arıza yaparlar.
Ø  Yeni bir uygulamaya daha çabuk adapte olurlar.
Ø  Kötü çevre şartlarından kolay etkilenmezler.
Ø  Daha az kablo bağlantısı isterler.
Ø  Hazır fonksiyonları kullanma imkanı vardır.
Ø  Giriş ve çıkışların durumları izlenebilir.



PLC KULLANIM ALANLARINA ÖRNEKLER
v  Havalandırma ve soğutma tesislerinde
v  Paketleme ve ambalajlamada
v  Taşıma tesislerinde
v  Otomobil endüstrisinde
v  Petrol dolum ve yıkama tesislerinde
v  Çimento sanayinde
v  Klima ve asansör tesislerinde
v  Aydınlatma ve vinç tesislerinde
v  İmalat, tarım, tekstil ve her türlü makinede
v  Robot tekniğinde
Kullanılabilmektedir.


 ** FESTO : 

***Video Kaynakları : 
http://www.youtube.com/watch?v=tvUU9kktirE                                                                  

Saygılarımla,
Fatma Çinay





29 Nisan 2012 Pazar

SINIRLARIN ZORLANDIĞI BİR İCAT ; HİPERSONİK UÇAKLAR


              Teknoloji hızla gelişmektedir. Bununla beraber akıl almaz istekler de artmaktadır. Buna karşılık bilim adamları elde edilebilecek en büyük gücü kullanmak için birbirleriyle yarışıyor. Enerjiyi maksimum seviyeye getirdiklerinde ise bunu bir icat olarak sunuyorlar. Yani kısacası sınırları zorluyorlar. 

Yine sınırların zorlandığı bir icattan bahsedelim: Hipersonik uçaklar… 


Öncelikle;

Hipersonik ne demek?
 Hipersonik 5 Mach hıza yada daha yüksek hızlara denir.

Mach nedir?
 Mach ise yaklaşık 1225 km/sa hıza denk bir birimdir. Yani hipersonik uçaklar 5 Mach (5800 km/sa) hıza ulaşabilen tasarımlardır. Biraz daha açarsak, normal yolcu uçaklarından yaklaşık 7 kat daha hızlı bir tasarım oluyor. Aslında süpersonik uçaklardan SR-71 Blackbird uzun bir süre konuşuldu. Çünkü en hızlıydı. (Mach 3,1 yani yaklaşık 3800km/sa).

 Peki neyi geliştirdiler? 
      Şimdi gelelim hipersonik uçakların motoruna; scramjet (bu isim Supersonic Combustion Ramjet kelimelerinin kısaltmasından geliyor). Scramjetler yakıtlarını yüksek hızda uçağın içine giren havanın içinde yakılarak ilerlerler. Yakıt olarak hidrojen süpersonik hava akımında yakılır ve sıcak havanın nozuldan çıkışı itki sağlar. Nozulun çalışma prensibini bilmek yeterli.. Aslında çok ekonomik bir yöntem. Başta söylediğimiz enerjiyi maksimuma sıkıştırarak ulaşmışlar. 

     Nasa hipersonik uçaklar üzerine çok gidiyor. Çok fazla para yatırıyor bu işe.. İşte Hipersonik uçaklar ve başarı durumları:


X-15 : Başarısız- U.S. AİR FORCE
Bu uçaklar ABD’nin 1960’lı yıllarda denediği yüksek hızlara ulaşan ilk uçaklarıydı. Bu uçak uçuş sırasında oluşan yüksek ısıya dayanamadı.


                                                                       X-30 : Başarısız- U.S. AİR FORCE


NASP (National Aero-Space Plane) 25 Mach hızına ulaşan bir uçak olarak tasarlandı. Ama işin içine taşıma girince, bu uçağın hem ağırlığı taşıyacak, hem güvenliği sağlayacak, hem de yüksek hıza ulaşacak çözümüne ulaşamadılar.. 


  X-43: Başarılı- NASA


2004 yılında 10 Mach hızına ulaşarak projenin geleceğinin olduğuna inanıldı.

HyShot: Başarılı- Australia


Başarıyla uçtu ve 8 Mach hızına ulaşıldı.. Proje devam ediyor.. 


HOTOL: Başarısız- British Aerospace


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Saygılarımızla;

Fatma ÇİNAY 



                                                                                  


Kamil Yasin KARPUZ