Kıvılcım'dan Alev'e...
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2012 Cumartesi

Yerli Konverter 8 Ülkeye İhraç Ediliyor...



Yerli insansız hava araçları, yerli helikopter ve yerli uçak projeleri ile savunma sanayiinde yaşanan yerlileştirme çalışmaları devam ediyor.
Eskişehir’de Kaynak Elektronik Makine Sanayi (KemSan) firması, yerli enerji dönüştürücü (konverter) üretmeyi başardı. Benzin yakmayan yerli dönüştürücü, savaş uçaklarının elektrik sistemleri test edilirken kullanılıyor.

    Daha önce Amerika ve Almanya'dan ithal edilen dönüştürücüler, 5 -6 kat daha ucuza mal ediliyor. Artık konverterler 5-6 milyon dolar yerine, yerli firmadan 1 milyon dolara alınıyor. Projede tamamen yerli kaynakların kullanılması devletin kasasına da ciddi katkı sağlarken, bu alandaki dışa bağımlılık sona erdi. Artık konverterler yerli firmadan 1 milyon dolara alınıyor. Konverterler, TSK'nın yanı sıra 8 ülkeye satılıyor.
 
    DIŞARIDAN 140 BİN DOLARA ALINAN KONVERTER TÜRK FİRMASINDA 40 BİN DOLAR

    Hava Kuvvetleri Komutanlığı, jet üstlerinde bulunan F4, F16 ve F18 savaş uçaklarının elektriksel sistem testlerini yapmak üzere tasarlanan konverter ihalesine çıktı. Daha önce Almanya ve Amerika'dan ihraç edilen konverterler için Eskişehirli KemSan firması da ihaleye girdi. 12 adet konverter alımı için açılan ihaleye, Amerikan şirketleri 6 milyon avro, KemSan ise 1 milyon dolar teklif verdi.

    KemSan, ihaleyi kazanarak, Amerikalı şirketlerin 140 bin dolara mal ettiği bir adet konverteri 40 bin dolara üreterek, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim etti. Önceki yıllarda ihale başına 5-6 milyon dolar yerine, yerli firmaya 1 milyon dolar ödendi. Böylece, 5-6 milyon dolarlık para Türkiye'nin kasasında kaldı. Ayrıca, bu alandaki dışa bağımlılık da sona erdi.

    8 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLİYOR

    Türk savaş uçaklarının yanı sıra Türk savaş gemilerinin konverterlerinde de yerli malı dönemi başladı. Türk savaş gemisi Milli Gemi (MİLGEM)'nin de konverteri yine KemSan firması tarafından üretilerek TSK'ya takdim edildi.

    Yapılan konverterler başta Lübnan, Ürdün, Mısır, Kenya, Endenozya, Fas, Irak ve Suriye gibi ülkelere ihraç ediliyor. Konverterlerin, bugüne kadar yüksek fiyatlarla Almanya ve ABD gibi ülkelerden ithal edildiğini anlatan KemSan Teknik Müdürü Adil Ceyhan, artık yerli malın kullanıldığını söyledi.

    Ceyhan, bir Türk firması olarak ürettikleri konverterleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim ettiklerini kaydederek, "F-4, F-16 ve F-18 savaş uçaklarının bakım anında motorları aktif olarak çalıştıran 220/380V 50Hz girişli, 115/200V 400Hz çıkışlı konverterlerini üretiyoruz.” dedi.

Kamil Yasin KARPUZ

6 Mayıs 2012 Pazar

ROKET SANAYİ ÖNCÜLERİNDEN: KATYUŞA


Daha önceki yazılarımdan birinde Almanların ünlü Schwerer Gustav’larından bahsettikten sonra, özellikle II. Dünya Savaşı içerisinde Barbarossa operasyonunda bu denli güçlü bir silahın karşısına Rusların ne koyduklarını açıkçası merak etmiştim.

Rus kuvvetlerinin savaş öncesi bu tarzda ağır ve tam kapsamlı bir harekata karşı koyabilecek bir gücü yoktu. Almanlar hali hazırda bunu bildiklerinden dolayı, doğuya yapacakları ani bir operasyonla Rusları dağıtarak Moskova'ya girmek istiyordu. Bu amaçla düzenledikleri operasyonda, sayısal üstünlük kuramayacakları Rusya’ya karşı askeri teknolojisine güvenmek zorundaydı. Bu yüzden Askeri mühimmat, Tank, Uçak ve Top gibi konularda diğer devletlerden daha üstün hale geldiler. Elbette ki eksik oldukları yanlar da vardı.

Araçları modern tasarlanmıştı, fakat tekerlekleri Rusya’nın iklimine alışkın değildi. Motorlarında kullandıkları tekerlekler de öyle… Her ne kadar da Kuzey iklimine maruz kalsa da Almanya insanı Ruslara göre daha sıcak bölgelerde yetişen insanlar olduğundan askerlerinin çoğu soğukta telef olacaktı, fakat tüm bu nedenler yine de Almanları durdurmaya yetmezdi…

İlk önceleri kendileri ile saldırmazlık anlaşması yapan Hitler’in bu kadar çabuk kendilerine saldırabileceğini düşünmeyen, Josef Stalin ve kurmayları, acilen savaş politikasına ve ekonomisine önem verdiler. Hızlı fakat korkutucu çözümler bulmayı deneyen Stalin, ülkesi vatandaşlarının gönüllü olarak fabrikalarda çalışmasını istedi. Tüm ağır sanayi Ural dağlarının ardına taşındı.

Tüm bunlar devam ederken, Naziler doludizgin saldırılarına devam ediyordu. İşte bu sırada Rus gizli servis elemanlarının ortaya attığı proje savaşın kaderini değiştirdi…

Öyle bir proje yaptılar ki belki de o dönemde bile dünyanın en fazla hedef şaşıran silahı olmayı başardı. Fakat zaten Rus kuvvetleri, roketin hedef almasından çok düşmanı korkutması için tasarlamışlardı ve bu doğrultuda ürettiler. Hedef alma özelliği azdı, fakat kitle halinde taarruz a geçen piyadeler üzerinde çok etkiliydi en kısa sürede onları püskürtebiliyordu.  

İşte bu özellik yüzünden proje çok gizli tutuldu. Bu tip bir silahın düşman kuvvetlerinin eline geçmesini istemeyen Rus gizli servisi silahın yapımını ve kullanımını kendi bünyesinden insanlar ile gerçekleştiriyordu. Bu yüzden normal piyadeler bile bu silahı görememişlerdi.

Aslında göstermemelerinin nedeni gayet basitti, çünkü Nazileri durduran bu korku makinesinin görünümünden bile yapılması gayet basit olabilirdi. Çünkü değişik tiplerde üretilebilen silahın ana mantığı kamyon üzerine belirli açılarda oturtulmuş kızakların üzerine yerleştirilen roketlerdi.

İsmine gelince, “Katyuşa” ismi Rus savaş türküsünden gelmektedir.  Aynı zamanda çarlık döneminde Rusya’da ki efsane Çariçe Katherina’nın isminin de bir uzantısıdır. Alman askerler de dönemde yüksek gürültü çıkardığından ve düştüğü yeri cehenneme çevirdiğinden dolayı “Stalin’in orgları” yakıştırmasında bulunmuşlardı.   

Kamyonlar dışında taşınabilir bir aparat ile yere de monte edilebilen Katyuşa, bunların dışına traktör ve uçaklara da monte edilebiliyordu. Düşmana korku salmak amacıyla bazı cephelerde yüz yirmi kamyonun bir arada kullanıldığı söylenmektedir.

Teknik özellikler ve Modelleri

Bilinen ve en çok kullanılan katyuşa BM-13’tür. Fakat takıldığı kamyonlara göre farklılık gösterir. Takıldığı kamyolar Studebaker US6, ZiS-6 olabilir.

Örnek göstermek gerekirse bir BM-13, 1.8 metre uzunluğunda, 13.2 cm çapında olabilir. Ağırlığı ise 43 kilo civarında değişmektedir.

Katyuşaların En Bilinenleri

Çap
Kızak Sayısı (Tüp)
Kodu
82mm
1 adet
BM-8
82mm
6 adet
M-8-6
82mm
8 adet
BM-8-8
82mm
12 adet
M-8-12
82mm
16 adet
16-M-8
82mm
24 adet
BM-8-24
82mm
24 adet
24-M-8
82mm
36 adet
BM-8-36
82mm
40 adet
BM-8-40
82mm
48 adet
BM-8-48
82mm
72 adet
BM-8-72
132mm
24 adet
BM-13
132mm
6 adet
6-M-13
132mm
16 adet
BM-13-16
300mm
4 adet
M-20-4
300mm
4 adet
M-30-4
300mm
8 adet
M-31-8
300mm
12 adet
BM.-31-12

Bu silan en son Lübnan’daki Hizbullah saldırılarında kullanılmıştır.

Elbette roket tarihi daha eskilere dayanır fakat Katyuşa’lar günümüz savaş teknolojilerine de ışık tutmuştur. Ülkemizin ordusunda da bulunan birçok roketin fırlatma rampalarının ana mantığı katyuşaları tasarlayanların mantığı ile örtüşmektedir. Önümüzdeki dönemlerde biz insanlık olarak istemesekte yaşanması muhtemel savaşlarda bu tip teknikler kullanılacaktır.  





Saygılarımla,
Adil Can Kavcar


   


25 Nisan 2012 Çarşamba

MODERN SAVAŞ MAKİNELERİNİN BABALARINDAN BİRİ : ALMAN SCHWERER GUSTAV’LARI





            1915’te yaşananlar dünyaya hiçbir ders vermemiş olacak ki, kolonilerini ve hammadde rezervlerini korumak amacıyla fiili olmasa bile fikren hunharca birbirlerine saldıran Avrupa’nın büyük devletleri, aradığı kıvılcımı bulma bahanesi ile yanıp tutuşurken, Almanya ve İtalya gibi birçok ülkede baş gösteren ekonomik kriz dalgası diktatörlerin işine yaradı. Adolf Hitler ve Benito Mussolini birer birer diktatörlüklerini ilan etti.

            Ülkelerini kontrol ettikleri ilk andan itibaren niyetlerini belli eden liderler, savaş hazırlıklarına başlayıp ülkelerinin toparlanamayan ekonomilerini insan gücü ile harmanladılar. Ortaya çıkan bu işkenceye ağır sanayii adını verdiler. Diğer Avrupa devletleri de bu hazırlıkları öğrenip gereken savaş hazırlıklarına başladılar.

            1915’in öcünü almak isteyen Almanlar, kendilerini çığır açacak projelerin arasına attılar. O tarihlerde ilk kez Tank ismi popülarite kazandı. Tanklar zor arazi koşullarında ilerleyebiliyorlardı. Fakat yakın mesafeden ne kadar etkililerse de uzak mesafede varlık gösteremez haldelerdi.

            Almanlar; topların, tarihte büyük savaşların (İstanbul’un Fethi gibi.) kazanılmasında etken rol oynadıklarının bilincindeydi. İşte bu durumdan faydalanmak istediler. Ortaya attıkları projeler çılgıncaydı.

            Değişik detaylı projelerden sonra Ünlü Krupp ailesinin sahip olduğu firma çok mantıklı ve her yere (Avrupa’da o zamanlarda bile demir yollarının ileri seviyede olmasından dolayı) taşınabilecek modern bir proje ortaya attılar. Bu proje çok beğenilerek biran önce yapılmasında karar kıldılar.

            Proje özünde gayet basitti. Karada ilerleyen top mekanizmasının daha uzun namlulu ve daha ağır olanını demir yolunda ilerletebilirlerdi. Ayrıca bu kadar ağır bir makineyi hiçbir motorlu taşıt çekemeyeceği için de demir yolları üzerinde yürümesi daha mantıklı geldi.  Bu sayede daha uzak hedeflere yıkım gücü daha fazla olan mermiler atabileceklerdi. Ayrıca 47,3 metre namlu uzunluğuna ve 1,350 ton ağırlığına sahip bu canavar, ateş ettiğinde tepki kuvveti olarak geriye doğru savrulacağından ve buna karşı koyabilecek büyüklükte (yani tepki kuvvetini sönümleyecek) yay o tarihlerde bulunmadığından namlu normal toplarda belirtilen maksimum açıdan birkaç derece yükseğe kadar kalkabilir vaziyette üretilecekti. Böylelikle mekanizmanın ateş alma esnasında oluşturacağı güçlü tepki kuvveti topun ağırlığına ve raylara daha kolay aktarılacaktı.

Çalışmalarına başladılar…

Düşman devletler için düştüğü yeri cehenneme çevirecek olan bu savaş makinesinin yapımı çok fazla can kaybı demekti. İşte bu yüzden birkaç kez henüz daha proje gelişim aşamasındayken sabote etmeye çalıştılar. Fakat güçlü Alman istihbaratı sayesinde başarısız oldular.

            1940 yılında yapımı tamamlanan topa Almanlar, Schwerer Gustav veya halk arasında “Dora” dediler. Devasa savaş makinesi özellikleri ile döneminin en iyilerinden birisi olduğunu kanıtladı.

İşte halk adıyla Dora’nın özellikleri        :

1.Tip

§  Mermi ağırlığı                     : 4,8 ton (4,800 kg)
§  Namlu çıkış hızı                : 820 m/s
§  Maksimum Menzil            : 48 km
§  Patlama etkisi                    : 700 kg
§  Açtığı çukur             : 10 m genişlik 10 m derinlik.

2.Tip

§  Mermi uzunluğu              : 3.6 m
§  Mermi ağırlığı                    : 7,1 ton (7,100 kg)
§  Namlu çıkış hızı               : 720 m/s
§  Max.Menzil                        : 38 km
§  Patlama etkisi                   : 250 kg
§  Delme                                 : Yapılan testlerde 7 m. kalınlığında betonu delebildiği                      gözlenmiştir.


Bu makine en etkili olarak Barbarossa operasyonunda kullanıldı. Savaş sonuna doğru Amerikan ve Sovyet ordularının eline geçen bu ölüm makineleri derhal imha edildi. Kullanımı 1945 sonrası yasaklandı.

Fakat kara savaşlarında çığır açan bu makine günümüz toplarının ve füzelerinin de bazı noktalarına fikir babalığı yaptı…

Saygılarımla,
Adil Can KAVCAR